saydam yalnızlık dokunmasaydınız yanağımda biriken sisleri alıp mavi yolculuklara çıkacaktım . bir erik ağacına yaslanıp zamansız terli suları içirecektim. ıslatacaktım ay’ın kanatlarında geceyi dokunmasaydınız ayrılıklar...
sokağımsın,dönüp dönüp sana yürüdüğüm...bakkalım, manavım, kasabımsın belkide.seni çalıp hangi cebime koysam,orada yamalanıyor hayat.saksıda çürüyen çiçegimsin,ince belli karanfilim.ben, çıplak ayaklı br çingeneyim,senin esmere çalan teninde. sokağım,belkide...
Konuya nerden başlamalı, hangi yaralardan emzirmeli halkımın acısını? Vurulan hangi çocuk dilinden anlatmalı bu öfke dolu duyguları?Günlerdir yüreğim kör bir kuyuda, acılara bir yudum su...
Gün/batı/mı? İçim bir aşkın sara nöbetini geçiriyorKasıklarıma vuruyor sancılarDoğum sancıları... Beni en çok o gece ağlatmıştı bu şehirO kaldırımlara vuran efkârın tütün sardırmıştı bana. Kısık...